26 Ekim 2015 Pazartesi

BİR PANKARTIN BİZE ANLATTIKLARI

DİK DURUŞ !
Bir takım çevreler 3 Temmuz 2011 (şike lobisinin iş kazası) tarihinden beri Fenerbahçe taraftarının dik durduğu savını millet satmaya çalışıyor. Peki öyle mi ? Peki ben de soruyorum, Fenerbahçe taraftarı dik durarak neyden vazgeçti ? Neyinden fedakarlık etti ? Yok böyle birşey. Burada verilen savaş olsa olsa kendilerine bahşedilen imtiyazların bir kısmından bile olsa vazgeçmemek içindir. Kendileri hakim güçtür ve Türk “futbol” ligi kurulduğundan beri sergilenen tiyatroyu zıt kardeşleriyle birlikte sahnelemektedirler ve bu imtiyazdan kendi istekleriyle vazgeçmelerini beklemek aptallık olur.
TÜRK USULÜ CHE GUEVARALAR ?
Kendilerini Che gibi görseler de tarihin gördüğü en büyük “Fenerlilerden” Niccolò Machiavelli onları daha iyi tanımlıyor. Hepsi adı gibi biliyor ki kendilerini bu pisliğin içinden, dünyada görülmemiş biçimde devlet kaynaklarını kullanarak (bu kaynaklara Trabzonluların ödediği vergiler de dahildir), Türkiye’nin yurtdışındaki lobi faaliyetlerini kullanarak çıkaran adam Recep Tayyip Erdoğan’dır. Belki sarı-lacivertli renklere olan aşkı, belki de oy için bunu yapmıştır, bilemiyorum. Benim tepkim anlaşılır da bu adamlar RTE’ye neden kızıyor ? Aslında cevabı basit ve anlaşılır. Bu, İstanbul takım taraftarlığının sebepleri ile doğrudan ilintili. Bu konuda sosyolojik araştırmalar da mevcuttur. Bir çeşit lümpenlik olarak tanımlayabiliriz. Hep başarılı olma, hep kazanan olma, ne olursa olsun kazanan olma ! Öyle ki bu arkadaşlar RTE onları kurtarsa da “düşmanlıklarından” vazgeçmezler. Çünkü diğer haklarının yanında şike yapmak da onların yüz yıllık çınar olma ve futbol endüstrisindeki payları nedeniyle doğal haklarıdır. Onları yakalayarak bu haklarına tecavüz edilmiştir, şimdi kurtarılsalar da bu onları tatmin etmeye yetmeyecektir.
ALGI YÖNETİMİ
UEFA, CAS ve İsviçre Federal Mahkemesini saymıyorum; daha evvel Yargıtayca onanmış şike kararı tanınmazken şimdi daha temyize bile gitmemiş bir karar topluma aklanma olarak sunuluyor. Tüm delillerin iptali sonucunda beraat tabii bir sonuçtur ama bunu içine sindirmek başka bir sosyolojik vakadır. Ama “bizi 2 ay sonra düşürün” den bu noktalara gelmek, piyasadaki tüm enstrumanları ve devlet desteğini kullanarak yapılan başarılı bir algı yönetiminin sonucudur, büyük bir başarıdır, inkar etmiyorum. “Son Kale” söylemi ile ortalara dökülen “solcu abilerimiz” RTE’nin Fenerbahçeyi kurtarması ile biraz ofsayta düşse de bu sonuç onları rahatsız etmemektedir. Türk yargı tarihinde ilk kez bir alt mahkeme, üst mahkemenin kararını bozmuştur, adalet iğdiş edilmiştir ama aynı adaletin birgün onlara da lazım olacağını düşünemeyecek kadar öngörüden yoksun adamlara zaten söyleyecek bir sözüm yok…
TRABZON HALKI ?
Sahi Trabzon diye bir yer var mı gerçekten? Bu 4 yıllık süreçte Trabzon halkı hakkını almak için ne yaptı? Bu kadar haklı iken bu savaşı kaybetmek üzere olan Trabzonlularda bir infial hali de görmek mümkün değil. Canlı yayında herkesin gözü önünde “it muamelesi” reva görülen Trabzonlular namuslarını Taksim’de her hafta eylem yapan bir avuç gence ve UEFA- FIFA kapılarında isyan eden Almanya'da yaşayan bir “deli” adama emanet etti. Kendilerine bu deli gömleğini giydiren adama havaalanında Trabzonspor atkısı takarak şükranlarını sundular. KTÜ diye bir kurum varsa gerçekten bu vakayı bir araştırsın da kafayı yemekten kurtulalım. Belki de Türkiye’de ve Avrupa’da onca kuruluştan çıkan şike kararına rağmen hakkını vermeyenlere karşı şu pankartın yarısını bile tribüne çıkaramamış insanlardan çok şey bekledik …


Güzel yazısı için Burak Bektaş'a teşekkürler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder