2 Aralık 2014 Salı

Pazartesi Sendromu mu



Pazartesi günleri her insan açısından sıkıntılı bir gündür. Bir pazar tatilinin ardından işbaşı yapmak her daim can sıkıntısı olur bizlere. Pazartesi gününü bu monotonluktan kurtarmanın tek çıkış yolu o gün Trabzonspor'un maçının olmasıdır. Hele hele geçtiğimiz haftasonu Galatasaray'ı İstanbul'da farklı galip etmiş, haftaiçi Avrupa kupaları grup maçlarında bitime 1 hafta kala üst tura çıkmış bir Trabzonspor var ise o pazartesi günü insana mutluluk veren cinsten olur.

Ligdeki yabancı sınırlamasından ötürü ligde ve Avrupa maçlarında farklı isimlerin görev yapması bizlere farklı oyun tarzı yansıtmıyor. Takıma kim girse üzerine düşen görevi layıkıyla yapıyor ve mücadele azmini izlerken görebiliyoruz.

Gençlerbirliği karşısında daha ilk yarıdan 3-0 lık bir skora sahip olan bir Trabzonspor'a şahit olduktan sonra o sıkıntılı maç takip etme günlerin ne kadar insan ömründen aldığının farkına varmış olduk. İkinci yarıda fark olmasına rağmen Ersun hocanın defansif özellikli oyuncuyu çıkarıp yerine forvet özellikli oyuncuyu sokması ve maç anında sürekli olarak ileri yönlü oynanmasını istemesi taraftarın ruhuna sahip bir adamın saha kenarında olmasının yansıması şeklindeydi.

Trabzonspor sahadan 4-1 lik skor ile ayrılırken Cardozo yaptığı hattrick ile maçın adamı oldu. Ayrıca Trabzonspor kendi rekoru olan koşu mesafesini de 116 km çıkararak saha içindeki mücadelenin ne denli etkili olduğunu gösterdi.

Yoğun bir maç temposu bekleyen Trabzonspor'un önünde Türkiye kupası grup maçlarının ardından ligin göze hoş futbol oynayan ve şuan lider konumda bulunan Beşiktaş mücadelesi sabırsızlıkla bekleniyor.


28 Kasım 2014 Cuma

Trabzonspor'dan Dalya



Avrupa ligi 5. mücadelesinde Trabzonspor kendi evinde Ukrayna'nın Metalist takımını ağırladı. Trabzonspor'un alacağı galibiyet sonrası bir üst tura çıkması garantileşecekti.

Yabancı sınırlamasından muzdarip olan Trabzonspor tüm yabancı oyuncularını aynı anda sahaya sürebilme fırsatını sadece Avrupa maçlarında bulabiliyordu. Ersun hocanın sahaya sürdüğü kadro uzun süredir taraftarın görmek istediği bir hucüm hattına sahipti. Daha maç başlamadan taraftar farklı bir galibiyet beklentisi içine girmişti bile.

İlk yarı istenilen futbol ortaya konamasada devreyi 1-0 üstünlük ile kapattık. İkinci yarı yenilen talihsiz gol sonrası hakemin vermiş olduğu abartılı ikinci sarıdan kırmızı sonrası 10 kişi kalan takımımız için işler daha zor olacak düşüncesine kapılmışken takımın ortaya koyduğu kazanma ruhu maçtan 3-1 lik skor ile galip ayrılmamızı sağladı.

Takımda başta kaptan Bosingwa olmak üzere, Mehmet ve sonradan oyuna giren Sefa'nın performansları ruhu okşayan cinstendi. Bosingwa için şurada satırlara yer ayırmak onun şu yaşta oynadığı futbola haksızlık olur deyip susuyorum.

Trabzonspor'un Avrupa kupalarındaki 100. golünü atmakta Belkalem'e nasip oldu.

Trabzonspor grubun son maçında Legia deplasmanında grup liderliği için mücadele edecek. Geçen yılki gruplardan sonra çektiğimiz kurayı gördükten sonra acaba lider olmasak mı demek geliyor insanın içinden. Nemelazım yine Juventus ayarında bir takımla karşılaşmak için şuan oldukça erken.

Son bir not Trabzonspor'un Avrupa mücadelesinindeki galibiyetlerinin en kötü yanı ülke puanına olan katkısıdır.

23 Kasım 2014 Pazar

Fırtına Esti



Dünya kupasında başarılı grafik çizdikten sonra Trabzonspor'a verilmiş bir sözü olduğundan dolayı Trabzonspor'un başına geçen Vahit hoca sürekli olarak rahatsız ve suçlayıcı tavırlarıyla aslında herkese istemsiz olarak takımın başına geçtiğini hissettiriyordu. Transfer isteklerine yönetimin karşılık vermesi bile onu bir türlü tatmin etmiyordu. Saha içinde alınan sonuçlarda artık kimseyi memnun etmeyen cinstendi. Bu sonuçlar üzerine Vahid hoca halen takımın başındayken başka bir hoca ile anlaşıldı haberleri yayılmaya başlamıştı ve bir Avrupa maçı öncesi uzun süredir ismin geçen Ersun Yanal ile anlaşma sağlandı artık kesinleşmişti.

Ersun Yanal çoğu Trabzonspor taraftarı tarafından 2010-2011 sezonu şampiyonluk kadrosunun mimarı olarak görülmektedir. Fakat kendisinin daha sonra oyuncuları ayartma gibi olaylarda yer alması ve geçen sene oynanan Trabzonspor - Fenerbahçe karşılaşmasındaki proveke olayından dolayı çoğu Trabzonspor taraftarının sıcak bakmadığı bir isimdi kendisi. Tek görüş ise futbol konusundan takıma çok şey katabileceği yönündeydi.

Milli maçlar arası sonrası tam olarak takımla çalışma şansı bulamayan hocanın birde Galatasaray deplasmanına çıkacak olması kafalarda nasıl bir oyun tarzı olacağı düşüncesi oluşturdu. Tek olumlu yön ise Galatasaray'ın son haftalardaki kötü performansıydı.

Maçın ilk 20 dakikası ile geri kalan dakikalarında maç iki şekilde değerlendirilebilir. İlk 20 dakika oyunu tartmaya çalışan Trabzonspor ve geri kalan dakikalarda oyunun hakimi olan Trabzonspor. Bu hakim olma skorada yansıyınca maçtan 3-0 galip ayrılmasını bildik ve son 14 İstanbul deplasmanında kazanamama şansızlığını da yenmiş olduk.

Maçın hakemini maçın kaderini değiştirecek bir hataya! sebep oldu. İlk golden önce verilemyen penaltı ve kırmızı kart pozisyonun devamında gol olması hakemi ipten aldı.

Son olarak kaptan Bosingwa. İki milli maçta oynadıktan sonra ligdeki maçta da inanılmaz bir performans sergilemesi futbol ruhunu okşayan cinsten. Umarım bu performansı sürekli olur kaptanın.

16 Kasım 2014 Pazar

Milli hain



Milli forma altında sahaya ısınmak için çıkan Fenerbahçe futbolcusu Volkan Demirel kendisine yapılan protestolar sonucu sahayı terk edip evine gitti. Peki neden o kadar oyuncu varken protesto bu oyuncuya yapıldı. Tamam belki bu protestonun altında Galatasaray'ın stadında maçın oynanmasının katkısı olsa da Volkan Demirel isimli futbolcu Türk futbolunun en karaktersizlerinin başını çekmektedir.

Duyumlara göre eşi hakkında bir taraftarın yaptığı yorum sonrası böyle bir davranış sergilediği söyleniyor. Evet bir kişiye bu şekilde vurmak bizim kültürümüze yakışmayan bir davranış. Peki Volkan o formaya yakışıyor mu onu da sorgulamak gerekiyor. Aslında 3 temmuz sonrasında ülkede futbol adına güzel giden tek bir durum söz konusu değil ki.

Son yıllarda özellikle Fenerbahçe camiasına mensup insanların böyle olayların içinde olması da tesadüfi olmadığının göstergesi. Kanırta kanırta, şike şike, koyduk mu gibi söylemlerin hep aynı kulübe ait olması da örnekler arasında.

Şimdi gelelim olması gerekene :


İlerleyen günlerde nasıl bir yaptırım olacağını merakla bekliyoruz açıkçası.

Ne demişti bir Trabzonspor taraftarı : "Ahımız var ahımız" Tüm yaşananların özeti bu protesto da gizli aslında. Volkan, Emre, Terim ve türevlerinin aynı sona maruz kalmasını temenni ediyorum.

Bir de dipnot acaba şu hareketi farklı bir futbolcu yapsa verilecek tepkileri de merak etmiyor değilim.

23 Ekim 2014 Perşembe

Ötekileştirdikleriniz



Trabzonspor ülke puanına son yıllarda en çok katkısı olan takım olarak ön plana çıkmaktadır. Peki kendi ülkesinde hak ettiği değer veriliyor mu kendisine isterseniz bir göz atalım.

2010 - 2011 sezonunda şike yaptığı tüm mercilerce kanıtlanan takımdan halen hakkı olan şampiyonluğunun teslim edilmemesi. Tabi ki tek bir satırla anlatamayız bu olayı daha öncede bunun mücadelesini bir çok yazımda kaleme almıştım.

Tarih 18 Ekim Trabzonspor Cska deplasmanı için Rusya'ya giderken o zamanın ulusal gazetelerinden biri Cska Moskava'nın tur şansından bahsediyordu kendi takımı yerine ve ulusal gazeteler Trabzonspor'un mağlubiyeti için "Dondu kaldı" yazarken İstanbul takımları için "Donduk kaldık" şeklinde başlık atmaktan çekinmiyorlar.

Tarih 7 Aralık 2011. Trabzonspor Şampiyonlar liginde bir üst tura kalma mücadelesi verirken Türkiye Futbol Federasyonun bu durum pek hoşuna gitmiyor ki anlaşılan derbi diye nitelendirdikleri ama sadece kendi ülkesinde izlenen maçı aynı güne vermesi tesadüf bir durum olamaz.



Yıl 2014 yine Trabzonspor Avrupa sahnesinde ve yine hak ettiği değer verilmiyor bir türlü. Peki ne yaptı Trabzonspor bu ülke medyasına veya futbol kurumlarına. Tek suçu avrupa maçlarında başarılı sonuçlar elde edip o arenada gün geçtikçe başarılı performans sergilemesi mi suç. Nedir söyleyin bilelim yani.



Evet Trabzonspor bir Avrupa mücadelesinden daha 3 puan alarak sahadan ayrıldı ve büyük ihtimal yine gruptan çıkıp adını bir üst tura yazdıracak ve evet yine siz bunu gör(eme)mezlikten geleceksiniz. Ne diyelim size at gözlüklerinizle nice yıllar dileriz.



19 Ekim 2014 Pazar

Kafalar sağlam



Yine bir milli ! takım arasından daha dönmüş bulunmaktayız. Futbolcularımız ligde alınan kötü sonuçların oluşturduğu psikolojiyi yenmiştir umudunu taşıyarak beklediğimiz bir lig maçı geldi çattı. Son haftaların en formda ekibi olan Mersin karşısında eksik oyuncuların bulunması nedeniyle ideale en yakın kadro sürdü Vahid hoca sahaya.

Revire dönen takımımıza bir eksik daha katıldı ilk yarının son dakikalarında Mustafa Akbaş ile. İlk yarısı 0-0 biten maçın ikinci yarısında oyuna daha fazla hakim olan takımımız golü de erken buldu. Rakibin 10 kişi kalması ile aradaki farkın daha da açılacağı düşüncesi hakim iken hakemin verdiği saçma penaltı durumu eşitledi. Penaltı verilen pozisyon futbol mücadelelerinde en sık rastlanan durumlardan biridir ve çoğunlukla görmezden gelinen bir durumdur. Ama bir şekilde rakip oyuna ortak olmalıydı di mi. Neyseki oyundan kopmayan futbolcularımız maçın 3-1 lehimize sonuçlanmasını sağladı.

Maçtan notlara gelince Fatih'in özellikle penaltı pozisyonunda (ki rakibin akılda kalan başka pozisyonu yok ) gösterdiği başarı kalemizin yine sağlam ellerde olduğunun göstergesi durumunda. Cardozo'nun becerisi ile gole kavuşması ileri ki haftalar açısından bizi mutlu eden oaylar arasında. Ayrıca defans oyuncularımızın da gol yönünden takıma katkı vermesi alacağımız puanlar açısından mutlu edici.

Duran topları artık etkili kullandığımız bir sezon yaşıyoruz. Attığımız 3 golünde kafa ile gelmesi yapılan ortaları iyi değerlendirdiğimizin sonucu. Önümüzde şuan Avrupa maçı var ve umarım daha fazla sakatlık yaşamaz takımımız ve başarılı sonuçlara devam ederiz.

3 Ekim 2014 Cuma

Şansızlık



Yoğun maç temposu tüm hızıyla devam ediyor. Bu sefer ki rakip Legia idi. İlk maçını kazanan iki takımın mücadelesinde 3 puanı alan takım liderlik açısından çok önemli bir handikapa sahip olacaktı.

Trabzonspor ideal 11 ile başladı denebilir fakat halen tek forvet oynama düzeni çoğu kişinin canını sıkan bir konuydu.

Futbol olarak gerçekten göze hoş gelen bir oyun sergiliyorduk. Fakat benim düşüncem şu yönde ki ya bu takım çift forvet ( Cardozo - Yatabare ) şeklinde olacak yada son şampiyon olduğumuz 2010 - 2011 sezonundaki gibi Burak Yılmaz modeli sergilenecek.

Avrupa liginin rakibi abluka altına alan en yüksek istatiki değerlerine ulaşan Trabzonspor maçı kaybetti. Fakat ortaya konulan futbol 2010 - 2011 sezonundan sonra özlenen oyunu ortaya sermesi açısından alınan mağlubiyeti hafifletmeye yetiyordu.

Maçın en kötü olayı ise Onur'un sakatlanıp oyunu terk etmesi oldu. Tamam Fatih'in de hazır hale gelmesi gerekiyordu fakat böyle bir olay sonunda olmamalıydı bu. Umarız ki Onur'un ciddi bir durumu yoktur da takım tam hazır hale gelmeye başlamışken bozulma yaşamaz.

19 Eylül 2014 Cuma

Kaldığımız yerden devam



Uefa Avrupa liginde Rostov'u eledikten sonra L grubuna düşen Trabzonspor'un rakipleri : Metalist Kharkiv, Legia Varsova ve Lokeren takımları oldu. İlk maçımızda Ukrayna'ya MEtalist deplasmanına gittik. Sakat oyuncuların bulunması ve takımdaki oyuncuların birbirlerine alışma sürecini halen aşamaması düşünüldüğünde böyle bir deplasmanda puan alınabileceği görüşü oldukça düşüktü. Fakat sahada mücadele eden bir Trabzonspor gördükten sonra maç daha bir heyecanlı hal almaya başladı bizim için.

Konstant ve Papa'nın golleriyle maçtan 2-1 galibiyet ile ayrılıp tekrardan gruplara 3 puan ile başlamanın keyfini yaşıyoruz. Her ne kadar kendi ülkemizde onca haksızlığa uğramamıza rağmen halen ülke futboluna son yıllarda puan bazında en fazla katkı yapan takım durumundayız. Mümkün olsada bu puan ülke puanına etki etmese.

Grubun en zor deplasmanlarından birinde 3 puan ile başlamak bizim için gruptan çıkmanın en büyük işareti. Takımın ileri dönemlerde daha hazır hale geldiği zamanlarda rakiplere karşı üstün futbol sergileyerek alınacak olan 36 puanları düşündüğümüzde kan akış hızımızda bile bir değişiklik oluyor.

Neyse bizler kaldığımız yerden devam edelim bazıları da perşembe akşamları Kurtlar Vadisi izlemeye.

16 Eylül 2014 Salı

Geçersiz maç



3 Temmuzda ortaya çıkan şike sürecinden sonra ligde dahi bulunmaması gereken takımla mücadele etmenin vermiş olduğu adaletsizliğin yaşandığı Türkiye liginde Trabzonspor Fenerbahçeyi ağırladı.

Maç öncesi Trabzon'da spor kompleksine günümüz cumhurbaşkanı, dönemin başbakanı olan Tayyip Erdoğan'ın isminin verilmesine itiraz eden binlerce Trabzonsporlunun temiz futbol eylemine şahit olduk. Kendisi şike sürecinin en önemli isimlerinden biri olan ve Fenerbahçe taraftarı olarak bilinen bir kişinin Trabzon büyükşehir belediyesinin yalakalığının neticesiyle Trabzon'da yer alan spor kompleksine ismi verildi. Bu durum karşısında Trabzonspor taraftarı sosyal medyadan sonra Trabzon meydanda da buna tepkisini göstermekten geri kalmadı.

Bu maçta futboldan daha önemli konuşulacak konular var aslında. 3 yıldır bulunmaması gereken bir ligde mücadele veren bir kulüp var. Suçluluğu bir çok karar mercii tarafından onandığı halde Türkiye Futbol Fenerasyonunun görevlerini ihmali sonucunda böyle bir durumla karşı karşıyayız. Geçen yıl ki maçın ardından bu yıl da bir tepki verilmesi beklenirken Trabzonspor taraftarının önüne uğraşacak o kadar çok şey sunuyorlarki amaç halkın şikeyi unutup farklı konulara yönelmesini sağlamak. Bu konuda başarılı oldukları kanısındayım. Ama şunu da iyi bilmeliler ki bir grup Trabzonspor taraftarı bunu asla unutmayacak ve her daim peşinde olacaklar bu davanın.

Maç konuşmak istemiyordum ama hocam uzun top nedir ya.

29 Ağustos 2014 Cuma

Youtube da maç keyfi



Dün maç yayını sorunsalı adlı yazıyı yazdıktan sonra Rostov kulünden yapılan açıklama ile maçın Youtube üzerinden canlı yayınlanacağı haberi geldi. Evet yanlış duymadık 21. yy. da youtube üzerinden bir Avrupa ligi maçı yayınlanacaktı.

Maçtan yarım saat önce maç yayını yapacak olan youtube kanalı açtık tek bir kamera ile yapılan yayın ve ses durumundan sonra neyse en azından bir yayın var bari dedik. Maçın ilk yarısının ortalarında kameranın şarj bitiyor uyarısını görünce ulan tüm aksilikler bizi mi bulur diye geçirmedik değil içimizden. Neyse ki sağolsunlar bataryayı değiştirerek içimize su serptiler.

Maçı izlerken bırakın yayın tekrarını görmeyi normal yayın akışına denk gelebilirsek kendimizi şanslı hissedebiliyorduk. Pozisyonu görenler göremeyenlere twitter üzerinden anlatıyordu.

İzleyebildiğimiz kadarıyla Vahid hoca sürpriz bir kadroyla çıkmasına rağmen oldukça fazla pozisyon bulduk ama bunları değerlendirmede başarlı olamadık. Buna karşılık Rostov ekibinin de direkten dönen topları olduğunu sezebildik maç içinde. 0-0 biten maçın 90 dakikasının sonunda Trabzonspor yeniden Avrupa ligi gruplarına kalmayı başardı. Bugün saat 14:00 d yapılacak olan kura çekiminde ise rakiplerimiz belli olacak.

Rakip olarak beklentim ise Avrupa liginde istenilen takımı yenebilecek veya puan alabilecek güce ve tecrübeye sahip olduğumuz kanısındayım. Umarım bu senede başarılı sonuçlar alarak önümüzdeki yıllarda böyle yayın sorunu yaşamayacağımız takımlar ile ön eleme oynamak zorunda kalmayız.

Dün alınan sonuçlardan sonra torbalardaki son durum :




28 Ağustos 2014 Perşembe

Maç yayını sorunsalı



Uefa Avupa liginde mücadele eden takımımız ilk maçı 2-0 kazandı. Rövanş maçını bekliyoruz. Haftaiçi cezalı oyuncu oynattığı gerekçesiyle Uefa tarafından savuması istendi bir şekilde skor 2-0 tescil edildi. Neyse biz yine de bu takımı her türlü eleriz havası zati var bizde. Skor çünkü rövanş maçları için oldukça iyi bir skor. Tüm hafta boyunca rövanş maçını izlemenin vereceği heyecan daha ilk maçın bitiminde vücudumuzu sarmış durumda. Günler ilerliyor artık maça sayılı günler kala maç yayını konusunda sıkıntılar başlıyor. Maçın yayını var - yok görüşleri eşliğinde maç gününe kadar geliyoruz. Bir Türk televizyonu maçın yayınını aldığını belirtip taraftarın gönlüne su serpiyor. Maç günü geliyor artık saatleri sayıyoruz ve kulüpten bir açıklama :

Rostov kulübünün yayın konusundaki sıkıntısından dolayı maç yayını olmayacak. Herkes gibi bir duraksama yaşıyorum tabi. Bu nasıl bir saçmalıktır. Maç günü gelmiş ve Uefa Avrupa ligi gruplara kalma aşamasında 21. yy da maç yayınının olmayacağı söyleniyor.

Peki neden bir takım oynayacağı böyle önemli bir maçta yayın istemez ki. İnsanın aklına her türlü düşünce gelebilir. Her ne kadar Uefa gözlemcileri ve takımımız yöneticileri orada olsada bu durum biz taraftar açısından oldukça can sıkıcı bir durum.

Uefa'nın ise bu konuda tavrı çok net :
-Uefa Avrupa Ligi Play-Off maçlarının yayın hakları Uefa tarafından kontrol EDİLMİYOR ve merkezileştirilmiyor.
-Maçın yayın haklarının satışı tamamen ev sahibi takıma ait.Ev sahibi takım anlaşma yapmazsa maçlar yayınlanamıyor.
( Bilgi için Öner Öztürk kardeşime teşekkürler)

Eski günlerde olduğu gibi en azından radyo yayınından takip edebiliriz düşüncesi hakim ama o da pek mümkün gözükmüyor. Neyse umarım Rostov ekibine takımımız sahada gereken cevabı verir ve mağdur taraftarlının yüzünü güldürür.

22 Ağustos 2014 Cuma

Güzel Başlangıç



Transfer dönemini fırtınalı bir şekilde geçiren Trabzonspor belki de bu alanda bir rekora imza atmış olabilirdi. Bir sezonda bu sayıda transfer yapabilen bir kulüp çok azdır. Yapılan transferlerin bazıları dünya yıldızı futbolcular olurken bazıları ise Türkiye'de yetenekli görülen genç oyuncuların olması başarıya yönelik çalışmaların ilk aşamasıydı. Fakat bunca yeni alınan oyuncuya rağmen takım iç performansı ve uyumları nasıl olacağı hep merak konusuydu. Yetersiz hazırlık maçı yapılması da bu şüpheyi arttıran cinstendi.

Vahid hocanın sürekli olarak bu takım yetersiz, bu takıma transfer şart şeklindeki açıklamarı taraftarı ikiye bölmüştü ( ki Trabzonspor taraftarı ikiye bölünmeye müsait ) . Kimileri tarafından takımda kalmak istemediğinden dolayı sürekli olarak olumsuz demeçler verdiğini ileri sürerken kimileri tarafından ise takımın gerçek yüzünü gördüğünü ve başarılı olmak için gerçekleri dile getirdiğini ve arkasında durulması gerektiğini.

Hazırlık maçlarında pek güven veremeyen takım ilk resmi maçına Uefa Avrupa ligi gruplara kalma mücadelesinde Rusya'nın Rostov ekibiyle Avni Aker stadında çıktı. Hocanın sahaya sürdüğü ilk 11 hemen hemen herkesin kafasında kurduğu 11 ile benzerdi.

Trabzonspor yeni transferleri Medjani ve Cardozo'nun golleri ile sahadan 2-0 galibiyet ile ayrılmasını bildi ve gruplara kalmak için çok büüyk bir avantaj yakaladı.

Takımın ilk resmi maçından izlenimlere baktığımızda özellikle Kevin Constant güven veren bir oyun ortaya koydu. CArdozo yanında ve arkasında ona top sağlayabilen oyuncular olduğunda çok daha faydalı olacaktır. Bosi, Onur ve Mustafa gibi oyunculardan söz etmeye bile gerek yok kaldıkları yerden devam ediyorlar.

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Trabzonspor ve tartışma



Trabzonspor taraftarı ve tartışma.

Hemen hemen yaşanılan her konuda tartışılacak bir durum bulabiliyoruz Trabzsonpor taraftarı olarak.

Transferler olsun, hocalar olsun, yönetimler olsun, takım dizilişi olsun, oyuncu değişiklikleri vs. daha bir çok durum.

Çoğu meseleyi kendi aramızda çözemeyen bir topluluğuz biz. Her daim zıt düşünceye sahip bir arkadaşımız olabiliyor. Her kısım kendi penceresinden olaylara yaklaşıyor ve kendi haklılığını kanıtlama çabası içinde savaşıyor. Daha sonra ne mi oluyor herkesin bildiği gibi Trabzonsporluluk sorgulanıyor. Fikirlere saygılı olma açısından birbirimize hiç anlayışlı yaklaşamıyoruz.

Trabzonspor taraftarının hemfikir olduğu bir konu daha şu zamana kadar görmedim ve göreceğimi de pek sanmıyorum. Durum bazen öyle inanılmaz boyutlara ulaşıyorki yıllardır süren arkadaşlıklara bile sende vurabiliyor Trabzonspor temalı konular. Bizleri birleştiren en büyük olgu Trabzonspor iken onun birleştiriciliği ekseninde toplanmamız gerekirken anlayışlı tavır sergilemememiz neticesinde hep kaybeden bizler oluyoruz.

Trabzonspor'u birleştirici ışığında kullanalım lütfen.

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Kamu Personeli Silkeleme Sınavı



2014 yılında kaçıncı defa girdiğimi hatırlayamadığım Kpss den notlar sunacağım bu yazımda sizlere.

Bu sene önceki senelere göre hazırlanıp girdim bu sınava. Saatlerimi verdim bu sene bu sınav son olsun diye. Ömrü hayatımda daha önce böyle ders çalıştığımı hatırlamıyorum. Bir çok şeyden feragat ettim ki zati başarılı olmak için olması gerekende buydu.

3 tane sınava girecek olmamdan ötürü derslere çalışırken yüzeysel bakmak zorundaydım. Tüm dersleri ve tabiki konuları ezbere bilmek gibi bir lüksüm bulunmamakta.

Ders çalışırken yoğunluğu çözümlü deneme sınavlarına verdim ki en azından bilmediğim yerler olursa cevabından öğrenmiş olayım konuyu da. Söylenen önerileri dikkate alıyordum, hızlandırılmış kurslara katılıyordum vs.

Matematik ve Türkçe derslerinde kendime güvenim vardı çıkacak soruları öyle yada böyle yapacaktım emindim ama Tarih dersinin nankör olduğunu her fırsatta söylerdim. Yaptığım denemelerde bu görüşümü doğrular nitelikteydi fakat son günlerde yaptığım denemelerde elde ettiğim netler ise bana umut veren cinstendi. Artık Tarih dersinin sorularını da çözebilecek kıvama gelmiştim.

Sınav zamanı geldi çattı ve her sınavda olduğu gibi Matematik bölümünden cevaplamaya başladım. Tahmin ettiğim gibi leblebi gibi çözüyordum soruları. Sıra artık gelmişti tarihi. 1,2,3,4 soru geçti ama ben kalem dahi oynatamıyordum. Acaba diyordum sorun gerçekten bende mi. Sorular o kadar ince bilgi gerektiren bilgilerde ki sınava hazırlayan kurumlar bunlardan soru gelmez deyip eledikleri konulardı. Düşünün ki "Mesnevi" eserinin yazarı kimdir sorusuna bile lan acaba bunu da mı yanlış biliyorum diye kuşkuya düşmüştüm.

Sınav sonrasında çıkan insanların ve internet üzerindeki yorumlarda yalnız olmadığımı gördüm.

Ösym bu yıl insanları elemek için seçme değil silkeleme sınavı yapmış bunu da öğrenmiş olduk. Bundan sonra sınava girecek arkadaşlara önerim ya detaylı olarak çalışın yada hiç vakit kaybetmeyin ders çalışarak.

8 Mayıs 2014 Perşembe

Adalet için Fener'i yak

3 Temmuz'da başlayan şike sürecinin halen sonuçlanmaması üzerine ki bir çok adli organ tarafından kararları alınmış olmasına rağmen şikeci tarafın gün geçtikçe çığırtkanlığı yükselmekte.

En son yapılan "Adalet için Fener Yak" reklam klibiyle bir çok sanatçının ! böyle bir haksızlık karşısında sahne almaları ülkede ki ahlaki sorunun ne boyutta olduğunun bir göstergesiydi.

Sorgulanması gereken bu sanatçıların o klipte yer almaları gerçekten bu davanın haksızlığı mı, taraftarı oldukları kulübe bağlılık mı yoksa klipte oynamak için teklif edilen miktar mı ? Maddiyat konusunda pek sıkıntıları olmadığını düşündüğüm bu insanların haksızlık konusunda tek bir ağız birliği yapmaları ülkenin adelet organına güvensizliklerini ortaya koymaktadır.

Klibe ilk tepkiler ise yine davanın haklı tarafında yer alan Trabzonspor taraftarları tarafından geldi. Adalet için Fener'i yak sloganıyla yola çıkan taraftarlar hazırladıkları karşı klip ile Fenerbahçeli sanatçılara! güzel bir cevap verdiler. İşte Trabzonspor taraftarlarının hazırlamış oldukları reklam filmi :


31 Mart 2014 Pazartesi

Benim oyum Trabzonspor'a



Ülke futbolunun siyasetin elinde olduğu gerçeği son yıllarda yaşanan şike sürecinden sonra kendini iyice belli eden bir durumdu.

Trabzonspor'a gönülden bağlı olan insanların bu seçim sürecinde daha önce peşinden gittikleri partilerini desteklememe kararı alacakları ve oylarını kendi yaptıkları pusulalara atacakları dedikodusu ortada dolanırken seçim işlemi devam ederken sosyal medyada oy pusulalarına yapıştırılmış Trabzonspor logolu sticker resimleri yerlerini almaya başlamıştı bile.

Şike sürecinde iktidar ve muhalefet partilerinin yanlı tutum sergilemeleri, parti liderlerinin adaletsiziği, hırsızlığı sabunmaları gibi nedenler Trabzonspor taraftarının aklına böyle bir protesto getirdi. Amaç sadece yapılan haksızlığa karşı bir işaretti. Tabi anlayabilene !

Stickerlı eylem birçokları tarafından alay şeklinde veya gülünç bir durum olarak karşılansa da Trabzonspor taraftarı bu eylemden oldukça memnun ve içi rahat.

Trabzonspor taraftarının bu eylemine karşılık Trabzon halkının DİK! duruşu ise oldukça manidardı.

11 Mart 2014 Salı

Futbol Terörü mü ?

3 Temmuz şike sürecinden bu yana haklı davasında bir türlü hakkı teslim edilmeyen bir taraf var : " Trabzonspor". Avurpa ve Türkiye'de bir çok merci tarafından haklılığı yasal yollarla kanıtlandığı halde Türkiye Futbol Federasyonu isimli kuruluşun bir türlü gerekli kuralları uygulamamakta ki kararlılığı yıllardır süregeliyor.

Trabzonspor taraftarı sesini Türkiye'de ve avrupada yaptığı eylemler olsun, yapılan mail organizasyonları olsun ve bir çok yolla arama yoluna başvurdu. Fakat lobi olarak çok güçlü bir yapıya sahip olan hırsız taraf kanadından bunlar görmezlikten gelindi. Ama taraftarın da bir sabrı vardı ve bu hep böyle sakin bir şekilde devam etmeyecekti.

Fenerbahçe maçı öncesi Trabzon Valisinin almış olduğu sniperlı güvenlik önlemleri de zati pimi çekilmiş halde olan taraftarı çılgına çevirmek için yeterli sebeplerden biriydi.

Saha içindeyse maç öncesi ve maç içinde Fenerbahçeli futbolcuların kışkırtıcı davranışlarına ise söylenecek tek bir kelime dahi bulmakta güçlük çekiyorum. Ve beklenen oldu o 3 yıldır hakkını adli ve sakin yollarla arayan Trabzonspor taraftarı patlamayı yaşadı. Maçın hakeminin de İstanbul da aynı olaylar karşısında sergileyemeyeceği davranışı burada sergilemesi için bir fırsat doğmuştu artık.

Peki bu ülke böyle durumlara ilk defa mı sahne oluyordu bir bakalım isterseniz :





Peki bu görüntülerin hangisi Trabzon'da yaşananlar kadar konuşuldu. 

Dün Trabzon'da yaşanan olayları utanç verici olarak adlandıran televizyon yorumcuları şikeden dolayı avrupadan ceza almış bir takımın üstüne neden bu kadar gitmedi. 

2 Mart 2014 Pazar

Deneme tahtası



Haftaiçi Avrupa kupası mücadelesinde Avni Aker de futbol adına bir şey ortaya koymadan Juventus'a kaybeden Trabzonspor deplasman maçı için Konyaspor'un rakibi oldu. Belki diyorsunuz rakip Juventus elemeyi mi bekliyorsun diye ama İtalya'da oynanan maçın 2. yarısındaki gibi bir futbol bekliyordum açıkcası. Maçtan önce açıklanan kadroya baktığımızda ise anlam verilemeyen bir kadro yapısı ile maça başlamıştık.

Konyaspor maçında sahaya sürülen kadroya baktığımızda ise durum yine kafa karıştırıcıydı. Ortasahasız bir takım olarak mücadele edecektir. Pas trafiğinin olmadığı ve oyunun bir türlü kurulamadığı bir takım anlayışı nasıl olur bunun örneklerini yaşıyor Trabzonspor bu yıl.

Trabzonspor'un bu sezon başına geçen tüm hocalar bir şeyler deniyor takım üzerinde. İnanılmaz kadro kurma potansiyelleri, oyun içinde yapılan abes oyuncu değişiklikleri  ... İnsan bazen düşünüyor bir büyü mü var acaba diye. Neden kendilerinden beklenilen hamleleri yapamaz bu insanlar bu takımın başında. Bu işi bilmiyorlarsa neden kabul ederler yada böyle bir görevi.

Neyse Trabzonspor bir deplasman maçından daha 3 puan alamadan döndü. Maçın adamı sıfatı olarak her daim ön sırada onun ismi geçiyor "Onur". Alex, Özer, Bosi ve Yumlu da öne çıkan oyunculardı.

Trabzonspor son 2 maç da sergilediği futbolu Fenerbahçe maçında sergiler ise taraftar nefretini Fenerbahçeden önce Trabzonsporlu futbolcularının üzerine kusabilir.

21 Şubat 2014 Cuma

Farklı oyunlar



Ligde son haftalarda sergilenen oyun ve alınan skorlardan sonra Juventus karşısında çıkacak olan Trabzonspor'un Torino'da bir hezimete uğrayacağı düşüncesi mevcuttu herkeste. Teknik adam değişiklikleri, sakat oyuncuların belirsizliği eşliğinde Torino'da maç başladı.

Maçın skor göstergesini kapatıp maçı taraflı - tarafsız gözlerin izlenimine sunduğumuzda maçın sonunda yapılacak yorum herhalde şu şekilde olurdu : " Maç tamamiyle Trabzonspor'un hakkıydı". Trabzonspor maçın genelinde ortaya koyduğu futbol ile ligi ve avrupayı ayrı önemsediğini göstermiş oldu biz futbolseverlere.

Talihsiz yenilen golün ardından ikinci yarı yapılan değişiklikler ile takım adeta oyuna ağırlığını koydu. Verilmeyen gol, penaltı, fauller ve kartlar maçın kısa ve öz özetiydi aslında. Beraberlik golünü ararken Juventus gibi güçlü bir takım karşısında 2. golü yemeniz tabi ki kaçınılmaz bir sondu.

Oyuncuların performansına değinecek olduğumuzda özellikle Zokora başta olmak üzere takımda herkes verilen görevi layıkıyla yaptı.

Maçın başında Juventus'a Trabzonspor'un böyle bir futbol ile karşısına çıkacağı söylenseydi herhalde 1-0 a razı gelirlerdi kendileri de.

Son dakikada yenilen gol olmasa Trabzon için tur şansı oldukça yüksek olacaktı.




21 Ocak 2014 Salı

Protesto gibi protesto

3 Temmuz şike sürecinden bu yana ülkede hep haksızlığa uğrayan bir grup var : "Trabzonspor".

Medyasından, hükümet partisinden, muhalif partilerden, futbol federasyonundan ve aklınıza gelebilecek bir çok kurum tarafından ötekileştirilen bir takım Trabzonspor. Bunca engele rağmen Trabzonspor taraftarı sessiz kalmadı ve hakkını meydanlarda ve futbolun sorumlu olduğu kurumlara düzenlediği mail ve mektuplar ile aradı.

Yurtdışı tüm kaynaklardan şampiyonluğu onaylanan bir kulüp olan Trabzonspor'un bir tek hakkı bulunduğu ülkede kendisine teslim edilmiyordu. En son açıklanan Yargıtay kararlarından sonra ise dünyanın en büyük şike kulübü olan Fenerbahçe'nin daha başka çıkış yolu arayamayacağı söz konusu iken son günlerde yaşanan Cemaat - Hükümet çekişmesinden de kendine pay çıkarmasını bildiler.

Ekranlara çıkan yorumcuların da ( ki hemen hemen hepsi Fenerbahçe beslemesi) Yargıtay kararlarının tekrar yargılama yoluna gidebileceği hatta bazılarının abartarak; 65 yaşında bir adamın cezaevinde yatmasının doğru olmadığını söylemesi veya Cumhurbaşkanının bir spor kulübü başkanı için özel af istemesi gibi uçuk açıklamalarda bulunmaları.

Tüm ülke neredeyse seferber olarak yapılan bir hırsızlığı örtbas etmek için verdiği mücadeleyi izliyor. Bu hırsızlığı yapan adamın ise bir kahraman edasıyla savunulması ve karşılanması ise ahlak kurallarının hiçe sayıldığının bir göstergesi durumunda.

Trabzonspor taraftarı ise Karadeniz aklını kullanarak, kaba kuvvete baş vurmadan protestolarına ve hak arayışlarına devam etmektedir.

Son günlerde Twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde dünya üzerinde ki ülkelerin bayraklarını profil resmi yaparak Türkiye'de yaşanan adaletsizliğe farklı bir protesto girişiminde bulundular.

işte o protestodan ekran görüntüleri. ( Hakan Genç'e teşekkürler)