Zapals.com

17 Mayıs 2012 Perşembe

Abdulhamit Han'ın komutanının rüyası


Milli Şairimiz Mehmet Akif her sabah erkenden gittiği Ayasofya'da birinin sürekli gözyaşı döküp ağladığına şahit olunca dayanamaz bir gün artık bunca gözyaşının sebebini,bilmediği bu insandan sorar.
Adam anlatmak istemese de Akif'in ısrarı üzerine nihayet gözyaşlarını silerek başlar meselenin iç yüzünü ifade etmeye...
Onun ağzından dinliyoruz şimdi:
-Ben der, 2. Abdulhamit hanın ordusunda binbaşı idim.Babamın vefat etmesi üzerine istifa edip miras kalan servetin başına geçmek istedim. İlgili merciler istifamı kabul etmeyince nihayet Sultan Abdulhamit Han'a gönderdim. O da kabul etmedi. Bu defa bizzat huzura çıkıp isteğimi anlattım.
-Babam vefat etmiştir. Bana kalan mirasın başına geçip şahsi işlerime bakmak istiyorum. Beni ordudaki görevimden affedin!
Belli ki Sultan razı değildi istifama. Ama ben üsteledim. Israrımı anlayınca dayanamadı, elinin tersi ile :
-Var git ne halin varsa gör!...der gibi bir tavır takındı.
Ben de ordunun o sıkıntılı devresinde, tam ihtiyacın bulunduğu hengamede kumanda ettiğim taburumu bırakıp evime döndüm.
Ne olduysa işte o gece oldu. Bir müddet uyuduktan sonra gördüğüm rüya bana bu gözyaşlarını hala döktürmektedir.
-Nasıl bir rüya gördünüz ? Anlatın lütfen.
-Rüyamda Resûlüllah Aleyhisselam(s.a.v) orduyu teftiş ediyordu. Yanında Hz. Ebu Bekir(r.a.), Hz Ömer(r.a.), Hz. Osman(r.a.), Hz.Ali(r.a.) efendilerimiz vardı. Onlardan sonra ise Sultan 2. Abdulhamit Han duruyordu.
Resûlüllah Aleyhisselamın önünden geçen askerler gayet derli toplu intizam içinde geçerken benim taburum göründü. Ne yazık ki onların başında kumandanları yani ben yoktum. Bu yüzden disiplinsiz ve intizamsız geçiyorlardı. Bu durumu gören Efendimiz (s.a.v) geriye dönüp Abdulhamit Han'a sordu:
-Bu taburun durumu nedir böyle? Neden derli toplu değiller. Kumandanları yokmu?
Abdulhamit Han, teessür içinde cevap verdi:
-Bu taburun komutanı ısrarla istifasını istedi. Kabul etmedim, yine istedi. Ben de kabule mecbur oldum. Bu yüzden kumandansız, başıboş kaldılar.
İşte bu cevaptan sonra Efendimiz(s.a.v) 'in yüzünde bir üzüntü ifadesi gördüm. O da mübarek elinin tersiyle yukarıya doğru işaret ederek buyurdu ki:
-Öyle ise biz de onun istifasını kabul ettik, gitsin gittiği yere kadar!
Sabahları Ayasofya'da sürekli gözyaşı döktüğünü gördüğü meçhul adamın bu durumunu dinleyen Mehmet Akif'te bir hayli üzülür. Müstafi komutan ise ağlamaya devam ederken pişmanlığını tekrar eder:
-Keşke babamdan kalan miras büsbütün yok olsaydı da ben hizmetimin başından ayrılmasaydım, bana düşen hizmeti ifa etmekte cimrilik göstermeseydim. Şimdi para da kazansam, mal mülk sahibi de olsam bana huzur vermiyor,rahat edemiyorum.

11 Mayıs 2012 Cuma

Yabancı cisim değil insan girsin sahaya




Tarih : 29 Nisan 2012.

Maç : Fenerbahçe - Beşiktaş

Olay : Genç bir Fenerbahçe taraftarı maçın son anlarında tribünden atlayarak sahaya girdi.Peşine güvenlik görevlilerini takan genç, sahanın ortasına kadar koşup Fenerbahçeli futbolculara birşeyler söyledi.O sırada yakalanan taraftar dışarıya çıkarıldı.

Ceza : Ceza mı o da ne?

Tarih : 6 Mayıs 2012

Maç : Trabzonspor - Fenerbahçe

Olay : Sahaya atılan binlerce kağıt parçası ve çakmak.

Ceza : 4 maç seyircisiz oynama.

Daha eski bir olay var ama onu anlatmaya bile artık gerek yok 2007 yılında yaşanan Trabzonspor - Sivasspor maçı.

Bu iki tarhi birbirine çok yakın olan maçlara ve karar veren mekanizmalar aynı olduğu için karşılaştırma yapıldı.

Verilen cezalara baktığımızda bundan sonra yapılacak olan tek bir davranış var.

Sahaya cisim değil insan girsin.

Hem ceza da verilmiyor, konuşulmuyor da.

4 Mayıs 2012 Cuma

Herhangi Bir Siyasi Parti Üyesi Olabilirsiniz


Yaşadığımız süre içinde bazen belediyeler ve bazı kurum v kuruluşların eğitimlerine katılmışlığımız olmuştur.

Eğitimlere başvurduğumuz sırada doldurmuş olduğumuz formlar o an ki belediyeyi yöneten partilerinde hizmetlerinde kullanılabiliyor.

Doldurumuş olduğumuz formlardan yararlanarak bizleri kendi partilerine üye yapabiliyor.

Bu konuda bize fikrimiz sorulmadan kendi kafalarına göre bu işlemi gerçekleştirebiliyor.

Belki şuan siz de bir siyasi parti üyesi durumundasınızdır.

Bunu öğrenmek için aşağıda ki linkten sorgulama yapabilirsiniz.

http://vatandassipar.yargitaycb.gov.tr/proxyYargitay/portal_baslangic.uyap

2 Mayıs 2012 Çarşamba

1 Mayıs ve Trabzonspor Taraftarı


1 Mayıs ülkemizde işçinin, emekçinin alın terinin günü olarak kutlanmakta.

Son zamanlarda ise sol görüşlü insanların gövde gösterisi şeklinde görüntü vermektedir 1 Mayıs meydanları.

Trabzonspor taraftarı ise bundan önce ki yıllarda az sayıda katıldığı bu yürüyüşe bu sefer sosyal medya aracılığı ile kalabalık bir grup olarak katıldı.

Siyasi düşünceleri birbirinden farklı olan 100'lerce insanın o an ki ortak noktası ve onları orada buluşturan tek değer Trabzonspordu.

Mecidiyeköy metro durağının önünde saat 9:30 da "Kazım Koyuncu Ölümsüzdür" pankartı çevresinde toplanan taraftarlar daha ilk saatlerde kemençe ve horon ile tüm ilgiyi üstüne çekmeyi başarmıştı.



Artık meydana yürüme zamanının geldiği dakikalarda en önde dev bir Trabzonspor bayrağı arkasında "Paraya Karşı Emeğin Savaşı" pankartı arkasında yürümeye başlandı.



"Şikeci meclis hesap verecek", "Bize her gün 1 Mayıs", "Ogün Samastı lanetliyoruz" sloganları çevrede ki insanların da katılımları ile ayrı bir heyecan katıyordu yürüyüşe.

Trabzonspor taraftarı bu yürüyüş ve attığı sloganlar ile belli başlı çevrelerinde kafasında ki soru işaretlerini az da olsa kaldırmış oldu.

Her ne kadar medya yer vermemek için dirense de halkın birşeylerin farkına varması açısından yürüyüş amacına ulaşmış oldu.



23 Nisan 2012 Pazartesi

Sosyal Paylaşım Sitelerinin Gücü




20 Nisan günü aldığım bir karar ile Sosyal paylaşım siteleri olan Facebook ve Twitter'a olan üyeliğimi dondurup Kpss çalışmalarına hız vermeyi düşündüm.

Ve o kararı anında uygulayıp iki hesabımı da dondurdum.

O gün itibari ile akşam ders çalışmaya başlayıp Sosyal platformdan uzak durmayı başardım ama aklımın bir köşesinde halen vardı ne olup bittiği.

Cuma gününü atlattıktan sonra koca 2 günlük haftasonu vardı.

Bilgisayarı açıp maillere bakıp, haber sitelerinde dolaştıktan bir süre sonra bilgisayar ekranına bakakaldığımı farkettim.

Evet yapacak birşey bulamadım bilgisayarda ve açmamak için direndim hesaplarımı ve bilgisayarı kapattım.

Pazar günü de arkadaşlar ile buluşma olduğu içinde o günde internet ortamından uzak kalabileceğimi düşündüm.

Fakat hesapları kapattıktan sonra farkına vardığım bir gerçek vardı ki bu da gündemin takibi ve insanlar ile iletişimin eksikliği.

Sosyal paylaşım siteleri her ne kadar bağımlılık yapsa da arkadaşlar ile iletişim yönünden ve gündemi takip etmek açısından artık hayatımızın bir parçası.

Ben Sosyal paylaşım sitelerine fazla dayanamadım ve hesaplarımı aktif ettim.

Bunu başarabilene saygı duyarım.

20 Nisan 2012 Cuma

"C'est dommage" - Yazik



Türk futbolunun katili ve en karaktersiz futbolcularının başında gelen Emre Belözoğlu Trabzonspor karşılaşmasında Fildişi Sahil'li futbolcuya maç esnasında "Fucking Nigger" küfrünü edip maç sonraki yorumunda bunu da kabul etmişti.

Sonra ki gün başka bir siyahi futbolcu Yobo ile basın karşısına çıkan Emre dün itiraf ettiğini bugün yalanlayabilecek yüzü gösterdi bizlere.

Bu olayda Yobo'nun şahit gösterilmesi olayların ahlaksız boyutunu iyice gözler önüne serdi.

Kamera kayıtlarının olduğu ve Emre'nin küfür ettiği açıkca belli iken bazı çevrelerin bunu yalanlama çabaları ise insanın midesini bulandıran cinstendi.

Trabzonspor bunun üzerine PFDK'ya başvurarak bu olayın cezasız kalmamasından yanaydı.

Emre'nin ırkçılık üzerine saldırısı ilk değildi. İngiltere de futbol oynarkende adı ırkçılık olaylarına karışmıştı.

Irkçı saldırı karşısında en yakın örnek Luis Suarez'in Evra'ya söyleminden sonra İngiltere Federasyonu tarafından 8 maç + 40 bin Pound ceza almasına karar verilmişti.

Türkiye de ise nasıl bir ceza verileceği konusunda kimsenin bir fikri yok iken 2 maçlık bir ceza verildi Emre Belözoğlu'na.

Evet yanlış duymadık sadece 2 maç.

Zokora'ya haksız bir şekilde gösterilen kırmızı kartın sonunda verilen 3 maçlık cezayı düşündüğünde tüm kelimeler anlamını yitiriyor.

Zokora'ya Trabzonspor tercümanı tarafından iletilen verilen ceza hakkında ki yorumu ise çok kısa : "C'est dommage" yani Yazik.

Sadece yazık değil AYIP.

Türk futbolu için bir ayıp.

Türk insanı için bir ayıp.

Türk adaleti için bir ayıp.

Türkiye şikeyi savunan bir imajının yanına artık bir yenisini ekledi : Irkçı.

19 Nisan 2012 Perşembe

Menfaatler mi Ahlaki değerler mi ?



Türkiye 3 Temmuz tarihinden bugüne bir şike süreci içerisinde bulunmakta.

Devletin bazı organları tarafından yürütülen operasyonlar sonucu görüntü, ses ve yazılı belgeler elde edilmiş.

Bu belgeler eşliğinde Türkiye Süper liginde bazı takımların üst düzey yetkilileri maçlara etki edecek olaylar içinde yer almışlar.

Hazırlanan belgelerin medya ile paylaşılmasından sonra herkes o süreçte yaşananları okuyup bilgi sahibi olmuştur.

Kişilerin kendi aralarında ki sms leri, telefon görüşmelerinin kayıtlarının bulunduğu belgeleri okurken bazen ağızlarından çıkan sözlere insanın inanası bile gelmiyor.

Durum apaçık ortada iken bazı gerçekleri kabullenmemek ise anlam verilemeyen başka bir konu.

Bir insan benim verdiğim değere bir olguya küfür ediyorsa o insanın benim gözümde artık hiçbir değeri yoktur.

Çıkan belgelerde "Sikerim böyle Fenerbahçeyi" diyen bir şahsiyetin peşinden o külübe gönül vermiş insanların halen o kişiyi savunmaları hiçbir gerekçe ile açıklanamaz.

Ortada yapılan bir ahlaksız var ama bu ahlaksızlığı savunan onlarca insan var.

Kendi menfaatleri için ahlaki değerlerinden vazgeçmiş insanlar görüyoruz her gün ekranlarda.

En son sahada yaşanan ırkçlık olayında bile sırf kendi takımı oyuncusu olayın içinde olduğu için ırkçılığı haklı nedenlere bağlamak isteyen insanlar gördük.

Türk insanı belli bir ahlaka sahipti. İyinin, adaletin yanında olmasını beklediğimiz insanımız kötüyü kendi ahlaki değerlerini hiçe sayarak savunmaya başlar hale gelmiş.

Bu süreç insanların gerçek yüzlerini göstermesi açısından da etkili olmuştur.